Kurumiçi Girişimcilik ve İnovasyon Programları: “3C Faktörleri”

Son 5 yıldır Türkiye’deki büyük şirketlerin çoğunda kurumiçi girişimcilik ve inovasyon programları yürütülüyor. Çıktıları bakımından başarılı kabul edilebilecek programlara karşın, bir çok programın arzu edilen çıktıları sağlayamadan erkenden sonlandırıldığını görüyoruz. Başarısızlığın arkasında yatan sebepler tartışıldığında ise genellikle beşeri ve sosyo-kültürel konular masaya yatırılmıyor. Bir çok program yöneticisinin ilk sığındığı bahane genellikle bütçe yetersizliği oluyor. Halbuki bir programın başarısını doğrudan etkileyen, “3C Faktörleri” olarak isimlendirdiğim, İngilizce dilinde “communication”, “confusion”, “conflict” olarak geçen; Türkçe’ye “iletişim”, “kafa karışıklığı”, “çatışma” olarak çevirebileceğimiz faktörler var. Bu faktörlere değinmeden önce, konunun beşeri boyutuyla ilgili ek bir düşüncemi sizlerle paylaşmak istiyorum. Tüm şirket çalışanlarının girişimcilik ve inovasyon programlarına katılmalarını, devamlı yenilikçi fikirler üretmelerini bekleyen yöneticiler var. Peki, üzerine girişimcilik ve inovasyon baskısı uygulanan bu çalışanlar acaba doğru kişiler mi? Şirketin kurulduğu günden bu yana geçen 15-20 yıl içerisinde şirketine herhangi bir yenilik getirememiş olan çalışanların yönetimden aldıkları bir talimatla yenilikçi fikirler üretmesi ve bunları uygulamaya koyması sizce ne kadar gerçekçi bir beklenti olabilir? Yenilik yapabilecek bazı kilit ekip üyelerinin işe alınması, yani yenilenmenin öncelikle şirketin insan kaynağı havuzunda gerçekleşmesi konusunda ne düşürdünüz? Bu soruların cevaplarını bir başka yazımda sizlerle paylaşmak ümidiyle… Şimdi “3C faktörlerini” sırasıyla inceleyelim:

Communication – İletişim: Şirketlerde çalışan sayısı arttıkça iletişim matrisinin gittikçe karmaşık bir hal aldığını görürüz. Aynı proje üzerinde çalışan kişi sayısının, projenin ilk haftalarında ortalama 4 kişi olduğunu düşünelim. İlk etapta 4 kişi arasında kurulan iletişim kanalları, projeye yeni kişilerin dahil olmasıyla genişleyecek ve kişi sayısı arttıkça kanallar daha da karmaşıklaşacaktır. Karmaşıklaşan iletişim kanalları ortaya bir “iletişim maliyeti” çıkaracaktır. Yani, her bir mesajın tüm kişilere iletilmesi, mesajın kişiler tarafından doğru algılanması, kişilerin harekete geçirilmesi eskisinden daha fazla zaman alır hale gelecektir. İletişim kanallarını basit tutmak, paydaş sayısı çok olan projelerin hızlı yol alması için çok önemlidir. Projenin paydaş sayısının zaman geçtikçe artması kaçınılmazsa, iletişim hızından kaynaklanan zaman maliyetini düşürecek önlemler projenin en başından alınmalıdır.

Confusion – Kafa Karışıklığı: Kurumiçi girişimcilik ve inovasyon programlarının çoğunun ana hedefi şirketin iş yapma şekillerinde yeniliğe gidilmesini sağlamaktır. Bu yenilikler, kimi zaman işleyişle sınırlı kalır, kimi zaman ise şirket içerisinden yeni bir şirket doğmasını sağlayacak radikal değişimleri beraberinde getirir. Programların hedefleri doğrultusunda, çalışanlara yeni fikirler üretmeleri için inisiyatif verilir ve çalışanlardan yeni fikirler sunmaları istenir. Sunulan fikirler yönetim düzeyinde tartışmaya açıldığında ortaya çok sayıda kafa karışıklığı çıkar. Neden mi? Çünkü şirket çalışanı Ahmet, satınalma departmanının daha verimli çalışması için kendince çok daha parlak bir fikir geliştirmiştir, fakat fikri dinleyen yöneticiler bu fikrin daha önce neden hiç düşünülmediği veya neden başka firmalar tarafından uygulanmadığı konusunda kuşku yaşarlar. “Acaba bu fikir çok mu mantıksız? Diğer şirketler bu fikri deneyip vaz mı geçti?” gibi kafa karışıklıkları sebebiyle yeni fikirlerin çoğu henüz ilk tartışıldığı anda ya masadan kaldırılır ya da sıranın sonuna itilir. Kafa karışıklığı sadece bu örnekle sınırlı değildir. Şirkete getirilmesi teklif edilen her yenilik önceden o işleri farklı şekilde yapan çalışanlar üzerinde farklı türde bir kafa karışıklığına sebep olacaktır. Yeniliğe direnç de işte bu noktada ortaya çıkacaktır. 10-15 yıl boyunca belli bir şekilde iş yapmaya çalışan kişiler kendi iş yapma şekillerini değiştirip yeni yöntemlere adapte olmaktan çeşitli sebeplerle kaçınacaklardır. Tüm bu kafa karışıklıkları da yeni fikirlerin sahiplenilip projelendirilmesi ve uygulamaya alınmasını zorlaştıran faktörler olacaktır.

imageConflict – Çatışma: 3C içerisinde bence en ciddi sıkıntılara sebep olan konu çatışmalardır. Hem özel sektörde, hem de kamuda çalışanlar arasında çeşitli çatışmalar olduğunu hepimiz görüyoruz. Toplumumuzun sosyo-kültürel yapısı gereği, çatışma yönetiminde Batı ülkelerinin toplumları kadar başarılı olmamız elbette beklenemez. Kurumiçi girişimcilik ve inovasyon programlarında yenilikçi fikir sahibi olan kişiler, fikirlerinin sadece iyi yanlarını görürler, gerisine gözleri kapalıdır. Yine bir örnek üzerinden ilerlemek gerekirse; Ahmet teknoloji departmanının çalışanıdır ve geliştireceği bir yazılım sayesinde şirketin Call Center elemanlarının performansının yüzde 40% artacağını, bunun da Call Center çalışan sayısında düşüş sağlayabileceğini, sonuçta şirketin istihdam maliyetinden tasarruf elde edebileceğini düşünmektedir. Şirketin üst yönetimi ilk etapta Ahmet’in teklifine çok sıcak bakacaktır çünkü şirket yeni bir yazılım sayesinde Call Center maliyetlerini neredeyse 40% düşürecektir. Peki, bu teklifi sunan Ahmet karşısında, Call Center biriminin yöneticisi olan Hülya nasıl bir tutum sergileyecektir? Ahmet’le ortak bir çalışma yürütüp kendi biriminin daralmasına müsaade edecek midir? Unutmayalım ki, toplumumuzda bir çok yönetici gücünü altında çalışan kişi sayısından almaktadır. Bu maalesef Türkiye’deki kurumsal hayatın acı bir gerçeğidir. Daha az sayıda çalışanla daha verimli iş yapıp takdir toplamak yerine, yöneticilerin çoğu altlarına maksimum sayıda çalışan almayı isterler. Bu gerçeği bildiğimiz için Hülya’nın bu teklife sıcak bakmayacağını ön görmeliyiz. Sonuç olarak, Hülya ve Ahmet arasında çatışma başlayacak, Hülya Ahmet’in teklifinin beklenen faydaları sağlamayacağı konusunda yönetimi ikna turlarına başlayacaktır. Hülya ve Ahmet arasında başlayan bu çatışma yenilik konusunda kararlı bir yönetim tarafından kısa sürede sonlandırılabilir fakat sizce ülkemizde kaç şirket bunu yapabilecek iradeye sahip? Özetle, yeniliği getiren kişilerle, yenilikten etkilenecek kişiler arasındaki çatışmaların tüm süreci ciddi bir şekilde etkileyeceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Son söz olarak; kurumiçi girişimcilik ve inovasyon programlarını tasarlarken yukarıdaki 3 faktörle nasıl mücadele edebileceğiniz konusunda Türk toplumunu iyi tanıyan tecrübeli kişilerden mutlaka destek alınız.

Yazar: Cem Ener

Kaynak: Ekonomist Dergisi 11 Aralık 2016 sayısı

Reklamlar
Kurumiçi Girişimcilik ve İnovasyon Programları: “3C Faktörleri”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s