Melek Yatırım Ortamı Ne Durumda?

Değerli Okurlarım,

Uzun süredir melek yatırımlar ve risk sermayesi üzerine çalışmalar yapan, sektörün içinden biri olarak, Türkiye’deki mevcut yatırım ortamına ve yatırımcı profiline dair bazı bilgileri güncellemek amacıyla bu ayki yazımı kaleme alma ihtiyacı duydum. Soru-cevap yaparak düşüncelerimi sizinle paylaşacağım;

Türkiye’de melek yatırımlar ve risk sermayesi konularında farkındalık yüksek mi?

Forbes Dergisi’nin yaptığı araştırmaya göre, Türkiye’de 2015 yılında 32 milyarder var. BDDK’nın 2014 yıl sonu verilerine göre ise 77.000 kişinin banka hesabında 1 milyon TL’den fazla mevduat var. Kayıt altında olmayanları da eklersek rahatlıkla en az 100.000 kişinin 1 milyon TL ve üzeri serveti olduğunu söyleyebiliriz. Diğer yandan, T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı’nın Mart 2015 verilerine baktığımızda son 2 yılda sadece 298 kişinin “Bireysel Katılım Yatırımcısı” (BKY) lisansı aldığını, yani lisanslı melek yatırımcı olduğunu görüyoruz.

Üstelik BKY olmak için çok fazla kriter yok ve lisansı almak da ücretsiz. Temel kriter, kişinin en az 1 milyon TL servet gösterebiliyor olması. Bu rakamlara bakıp oranladığımızda, 100.000 kişiden sadece 298’inin ilgilenip lisans almış olması, maalesef melek yatırımlar ve risk sermayesi konusunda ülkemizde yeterince farkındalık oluşmadığını gösteriyor. Bu da, yatırımcı arayan girişimcimiz için ümit verici bir tablo oluşturmuyor. Varlıklı bireyler hala arsa ve gayrimenküle ya da diğer spekülatif yatırım araçlarına yöneliyor. Reel ekonomiye, erken-aşama girişimlere akan kaynaklar çok sınırlı.

1 milyon TL serveti olan herkes melek yatırımcı olmalı mı?

Gerçek melek yatırımcılar bilirler ki, servetlerinin en fazla 15%’i yeni girişimlerin fonlanması için riske atılmalı. Bugünün Türkiye’sinde, erken-aşama bir girişim projesinin hızlı bir şekilde ilerleme sağlaması için asgari 1 milyon TL’lık bir başlangıç sermayesi ile işe başlaması şarttır. İşletmenin kurulum maliyetlerine ek olarak, ilk dönemlerde yapılacak olan  ürün/servis geliştirme harcamaları çok yüksek tutarlarda sermaye kullanımı gerektirecektir. Bu 1 milyon TL girişimi sadece biraz kıpırdatacaktır, devamında girişimin büyümesi için yatırımcı 2-3 milyon TL daha yatırım yapacak güce sahip olmalıdır, zira sırada bekleyen yüksek pazarlama harcamaları vardır. Yatırımları farklı turlarda farklı yatırımcılardan almak da bir stratejidir ama Türkiye’de bunun yönetilmesi kolay değildir. Dolayısıyla bu tabloya baktığımızda, servetinin 15%’i 3 milyon TL’den fazla olan, yani toplam serveti en az 20 milyon TL olan kişilerin gerçekten melek yatırımcı şapkası takabileceklerini söyleyebiliriz.

Türkiye’de büyük şirketler, ekosisteme yeterli ölçüde katkı sağlıyorlar mı?

“Kurumsal girişim sermayesi” (İngilizce adıyla “corporate venture capital”) konsepti uzun yıllardır başta ABD merkezli global şirketlerde olmak üzere bir çok şirkette başarıyla uygulanıyor. Örneğin; Google, Intel ve General Electric gibi firmalar elde ettikleri karın bir bölümünü yenilikçi şirketlere yatırım yapmak amacıyla kurdukları “Google Ventures”, “Intel Capital” ve “GE Ventures” isimli kurumsal girişim sermayesi fonlarına aktarıyorlar.

Şimdiye kadar milyarlarca Dolar’lık yatırımlara ve şirket satın almalarına imza atan bu global firmalara benzer Türkiye’de çok az sayıda firma var. Örneğin, BIST’te işlem gören şirketlerden 2014’te 1,9 milyar TL kar eden Turkcell ve 2 milyar TL kar eden Türk Telekom bu alanda inisiyatif üstlenebilir ve Türkiye’nin öncü firmaları olabilir. Politika yapıcılar tarafından kurumsal girişim sermayesini teşvik edici bir düzen oluşturulursa, daha çok sayıda büyük şirketin ekosisteme ciddi katkılar sağlayacağını düşünüyorum.

Seçim dönemi, değişken döviz kurları… Yatırımcılar yatırım yapmak için beklemeli mi?

Makro ekonomik göstergelerdeki belirsizlik ile, düşük seyreden yatırım tutarları arasında pozitif korelasyon olduğu kesindir. Türkiye’deki genel seçim sürecinin ve volatilite yaratan küresel faktörlerin yıl sonunda kadar melek yatırımlar ve risk sermayesi üzerinde yavaşlatıcı etki yaratmasını bekliyoruz. Bunu aslında yatırımcı perspektifinden inceleyince doğrudan olumsuz bir durum olarak algılamamak lazım. Yatırım yapacağı alanı ve şirketi belirleyen yatırımcılar, bu dönemde daha düşük değerlemeler üzerinden şirketlere yatırım yapabilirler. Sermaye bolluğu olduğu dönemlerde yatırımcılar arası artan rekabet, şirket değerlerinin de yükselmesine sebep oluyor, bu da neticede yatırımınız karşılığında aldığınız hisse oranının düşmesine veya aynı miktarda hisse için daha yüksek bedel ödemenize neden oluyor. Özetle, çok inandığınız ve yatırım kararı aldığınız noktada bu durağan süreci sizin açınızdan mutlaka avantaja çevirmelisiniz…

Yazar: Cem ENER, Direktör – BUBA

Reklamlar
Melek Yatırım Ortamı Ne Durumda?